“Bizdeki ürünlerin de kaynağı kısıtlı, yani bitenlerden”

“Bizdeki ürünlerin de kaynağı kısıtlı, yani bitenlerden”



“Doğal ve organik” kelimeleri zihnimizde hızla deforme olmakta. “Kazanç” kaygısı ile bu kelimeleri kullanmaktan çekinmiyor pek çok firma. Büyük şehirde yaşayanlar için durum daha da vahim elbette. Neyseki  temel hedefleri kazanç olmayan yeni yerlerde açılmakta bugünlerde. Onlardan biri olan, bir araya gelişlerinden anlayışına kadar hepimizin ortak  kaygılarını taşıyan  ”Geleneksel Pazar” ın Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Seçgin ile Geleneksel Pazar projesini ve hedeflerini konuştuk.

 

Tuğba Akbey İnan – Çocuk Aile

Geleneksel Pazar’ı tanıyabilir miyiz?

En kısa ifadeyle; Anadolu’nun en gerçek ürünlerini insanımızla buluşturabilmeyi hedefleyen bir grup girişimciyiz. Yönetim kurulumuz yayıncılık, yazılım, tasarım, tekstil ve teknoloji gibi sektörlerden gelen kişilerden oluşuyor. Fakat bu kişiler, evinde geleneksel ekşi maya ile ekmek yapan, kendi sirkesini kuran, balkonunda pastırma kurutan, endüstriyel şeker tüketmeyip sütlacını pekmezle tatlandıran, yiyeceğini çantasında taşıyan, AVM, havaalanı gibi yerlerin girişlerinde bulunan X-Ray cihazlarından geçmeyerek güvenlik personeline zorluk çıkaran duyarlılık sahibi kişiler…

Günümüz insanı hastalandı, ömrünü ilaç tüketerek hastane köşelerinde geçiriyor. Gıdalar gördüğü işlemler ve eklenen katkılar nedeniyle “gerçek gıda” vasfını yitirip adeta birer zehir deposuna dönüştü. Bunun sonucunda da yılda 2 milyar kutu ilaç tüketmek zorunda kalıyoruz!

Gıdalarımıza eklenen tarım kimyasalları, katkı maddeleri, uygulanan zararlı endüstriyel işlemler, tohumun tabiî yapısının değiştirilmesi, zehirli ambalajlar, deterjanlar, kozmetik ürünleri, elektromanyetik dalgalar ve atıklar gibi birçok faktör bizi hasta ediyor.

İşte bu gidişe dur demek için; “doğal, natürel, organik, helal, köyden geldi” gibi önemli bir kısmı dayanaksız ifadelerle pazarlanan tuzaklara da düşülmemesi için Geleneksel Pazar kuruldu.

 

 Bir araya geliş hikâyenizden bahseder misiniz?

Çıkış noktası olarak bizler de herkes gibi birer tüketici olarak bu yapıyı oluşturduk. Belki, kaygıları biraz daha fazla olan tüketiciler diyebiliriz. Aslında tüketici kelimesi de insan ve yaşam ürünleri arasındaki ilişkide insana yakıştırılmaması gereken bir ifade, istemci, talep sahibi benzeri tanımlamalar daha uygun düşüyor. Yani ihtiyaç duyduğu yaşam ürünlerini yaşatarak kullanan, yok etmeyen talep sahipleri…

İhtiyaç duyduğumuz gıda ve yaşam ürünlerini sağlarken kendiliğinden oluşan grubumuza gelen, “bizi de dâhil edin” ricaları, ticari bir işletmeye dönüşmemizi hızlandırdı.

Konseptimizin titizliğinden bazen elimiz kolumuz bağlı hale gelmiş olsak da benzer duyarlılığa sahip anneler, babalar, doktorlar, bilinçli bir hayat yaşamaya çalışanlar, kısacası dert sahibi kişiler imdadımıza yetişti. Ne kadar da çoklarmış üstelik.

Sonuç olarak İstanbul Fatih’te hizmet veren bir perakende satış mağazasına ve Türkiye’nin seksen bir vilayetine hatta yurt dışına gönderim yapabilen gerçek bir e-ticaret yapılanmasına ulaşmış olmamız bunun göstergesi diyebiliriz.

 

Neydi sizi bu kadar hassasiyet sahibi yapan şey? Gerçekten durumumuz bu kadar vahim mi? Buna biraz değinebilir misiniz?

Maalesef demekle başlayalım… İşin özünde hepimiz yaşamımızı, endüstri devrimi ile birlikte naylonlaşan giysilere,  plastikleşen kap-kacaklara, makyajlanan evlere veya genel olarak, birilerinin “daha çok” diyen hırsına kurban verdik. Daha da yıkıcı olanı ise gıda diyemeyeceğimiz, (hatta zehir içeren) kimyasalları midemizde parçalayıp hücrelerimize gönderdik. Kanserden korumamız gereken hücrelerimize…

Kaçınılmaz olarak günümüz insanı hastalandı, ömrünü ilaç tüketerek hastane köşelerinde geçiriyor. Yani gıdalar gördüğü işlemler ve eklenen katkılar nedeniyle artık “temiz” değil. Dolayısıyla da “şifa” vermek bir tarafa, adeta birer zehir deposuna dönüştü. Gıdalar şifa vermeyince yılda 2 milyar kutu ilaç tüketmek zorunda kalıyoruz!

Gıdalarımıza eklenen tarım kimyasalları, katkı maddeleri, zararlı endüstriyel işlemler, doğal gen yapısı değiştirilmiş tohumlar, ilaçlar, aşılar, deterjanlar, kozmetik ürünler, elektromanyetik dalgalar ve atıklar gibi birçok faktör bizi hasta ediyor. İçinde bakteri yaşamasına olanak vermeyen gazlı, katkılı ambalajların gıdaları ve bizi korumasını bekliyoruz.

Sergilenen fotoğraf bu iken anne babaların hassasiyet taşımaması daha tuhaf değil mi? Hatta işin vahim kısmı bu diyebiliriz. Bebek yaşlardan itibaren birçok kimyasal yavrularımıza beslenme yoluyla yüklenmeye başlanıyor.

 

Geleneksel Pazar “gelenekselliğini” nereden alıyor?

Geleneksel yaklaşımımızı anlatabilmek için geleneksel olmayan tarımsal gıda(!)lardan örnek vererek bu sorunuza daha sağlıklı cevap verilebilir.

Bir zihniyet değişimi sonrasında günümüzde kısır tohumlarla tohumcusuna bağımlı ve bir sezonda voleyi vurmayı planlayan çiftçiler tarafından, kimyasal gübrelerle topraklarımız ve su kaynaklarımız kirletilerek ürünler üretiliyor. Börtü böcekle paylaşmamak için kontrolsüz olarak zehir çeşitleri uygulanıyor. Toplandıktan ve endüstriye teslim edildikten sonra radyoaktif ışınlamaya tabi tutularak güve kelebeğinin ve bakterilerin dahi gıda olarak görmeyeceği bir hale getiriliyor. Hava ile temasını kesecek olan ambalaja konulmadan önce daha uzun süre beklemesini, daha güzel / parlak görünmesini, bir kıvama gelip hep aynı kıvamda kalmasını, daha dikkat çekici görünmesini, istediğimiz şekilde kokmasını sağlamak için gıda olarak kullanılmayan sentetik katkılar ilave ediliyor. Birçok ülkede birçoğu yasaklı olan bu katkılar belki sayısı çok olduğu için, belki de gizli kalması için kod, harf ve numaralarla ambalajların üzerine ancak devlet zoruyla yazılıyor.

Bunların yaşandığı günümüzde geleneksel kavramına tekrar dönecek olursak;
geleneksel kavramı ziyadesiyle önemsediğimiz bir kavram. Fakat eskiye ve hâtıralarına olan nostaljik bir takıntı gibi değerlendirilmesi de yaklaşımımıza haksızlık olur. Takdir edersiniz ki sakıncalı olan bir sürü gelenekten de söz edilebilir.

Bahsettiğim günümüz örneğindeki gıdalar yakın geçmişe kadar, çiftçi, esnaf ve zanaatkârlar tarafından belli miktarda üretilirdi, aldığınızda belli bir süre içinde faydalanmanız gerekirdi. Siz ihtiyacınızı gidermiş olurdunuz, üretenler de geçimlerini sağlamış olurlardı. Çiftçide ürün bitebilirdi. Övünerek söylüyoruz ki, bizdeki ürünlerin de kaynağı kısıtlı, yani bitenlerden :)

 

Ürünleri satışa sunarken önceliğiniz nedir?

Önceliğimiz bize duyulan güvene uygun hareket edebilmek. Endüstriyel ürün tercih etmeyen, her önüne gelen yerden alış veriş yapmayan özel bir müşteri kitlemiz var.

Ürünlerimizi, söz verdiğimiz şartlarla müşterilerimize ulaştırabilmek de önceliklerimizden. Hatta bu sebeple ürün görsellerimizi kendi mağazamızdaki mini stüdyomuzda çektiğimiz gerçek ürün fotoğrafları ile hazırlıyoruz.

Ürünün geleneksel tohum seçiminden başlayarak üretim aşamalarındaki üretim yöntemlerine müdahale ediyoruz. Tarım kimyasallarına karşı çıkıyor, zararlı endüstriyel işlemlerinin tümünü tehlike olarak değerlendiriyoruz. Ürünün raf ömrünü artırmaya yönelik kimyasal katkıları reddediyor ve vakumlama, koruyucu gaz ilave etme gibi endüstriyel yöntemleri kullanmadan ürüne, insana ve çevreye zarar vermeyen sağlıklı ambalajlar içinde müşterilerimize ulaştırıyoruz.

 

Ürünlerimizin özelliklerini özetleyecek olursak:

  • Hibrit ve GDO yok!
    Herhangi bir hibritleştirme, GDO benzeri işlemlere tabi tutulmamış geleneksel tohumlardan elde edilmiş olmalıdır.
  • Tarım kimyasalı yok!
    Tarım ürünlerinin üretiminde; fenni veya sağlıksız beslenmiş hayvan gübreleri, pestisit (zararlı canlılarla mücadele ürünü), herbisit (zararlı otlarla mücadele ürünü), fungusit (zararlı mantar ve sporlarla mücadele ürünü) gibi kimyasal formlar uygulanmamış olmalıdır.
  • Zararlı endüstriyel işlem yok!
    Son kullanıcıya ulaşıncaya kadar geçen süreçlerin herhangi bir adımında ürün sıhhatine olumsuz etki edebilecek rafinasyon, kimyasal filtrasyon, pastörizasyon, radyoaktif ışınlama vb. endüstriyel işlemlere maruz kalmamış olmalıdır.
  • Katkı maddesi yok!
    Ürün içeriğinde doğal olmayan kimyasal katkılar bulunmamalıdır.
  • Sağlıksız ambalaj yok!
    Plastik ve teneke ambalaj kullanılmamalıdır. Bunun yerine cam, kâğıt ve kumaş gibi sağlıklı ambalajlar tercih edilmelidir.
  • Sağlık var, doğallık var!
    Ürünlerin tüm bileşenleri; üretim, kullanım ve geri dönüşüm aşamalarının tamamında insan ve çevre sağlığı ile uyumlu olmalıdır. Bu sebeple hayvan hakları ve yaşam koşulları da önemsenmektedir.
  • Laboratuvar analizleri var, güven var!
    Ürün güvenliği laboratuvar analizleriyle sağlanmaktadır. GelenekselPazar.com isimli e-ticaret adresindeki ürün detay sayfalarında ilgili analiz belgelerine ulaşılabilmektedir.

 

İnsanlarla buluşacak Geleneksel Pazar ürünleri nelerdir?

GelenekselPazar.com isimli e-ticaret sitemizde detaylı bir ürün listemiz var olmakla birlikte, bu ürünleri en genel tanımı ile; gerçek gıdalar, sağlıklı temizlik maddeleri, konsepte uygun kitaplar, aksesuar ve kullanım eşyaları olarak sınıflandırabiliriz. Yani “sağlıklı yaşam ürünleri“…
Standartlarımıza uygun, gerçek gıdaları SaffBahçe, sağlıklı temizlik ürünlerini ise SaffHayat markalarımızla pazara arz ediyoruz.

 

“Geleneksel Pazar” dan alışveriş yapmak isteyenler internet üzerinden mi bunu yapabilecek? Gelip satın alabilecekleri bir mağazanız var mıdır?

Bugün, Fatih’te hizmet veren bir perakende satış mağazasına ve Türkiye’nin seksen bir vilayetine hatta yurt dışına gönderim yapabilen gelenekselpazar.com isimli gerçek bir e-ticaret yapılanmasına sahibiz.

Günümüzde sanal mağaza ve elektronik ticaret tanımlamalarının arkasına saklanıp olmayan ürünleri satmaya çalışan birçok sanal yapılanma var. Kendisi gibi ürünleri de gerçek olan kuruluşumuzun şimdilik sadece bir tane de olsa mağazası var. Ürün tedarik ağımızı güçlendirdikçe şubeleşme taleplerini işleme alacağız.

 

“Doğallık” da güven kaybına uğrayan kavramlarımızdan oldu. Bu konuda ürünleriniz için neler söylersiniz? Ne kadar doğallar?

Aslında bir şey söylemememiz gerekiyor. Çünkü problem zaten bu kavramların sürekli birileri tarafından söyleniyor olması… Takdir edersiniz ki; ‘doğal, natürel, organik, helâl, köyden geldi’ gibi önemli bir kısmı dayanaksız ifadeler ve iddialarla pazarlanan ürünlerde bu özellikleri göremiyoruz.

O yüzden analizli ve ideal yaşam için güven veren ürünleri bir araya getirmiş olmamızı söylemlere kurban etmek istemiyor, takdiri hassasiyet sahibi özel hemdertlerimize bırakıyoruz.

Laboratuvar analizleri e-ticaret sitemizin ürün detay sayfasında herkese açık şekilde yayınlanıyor. Mevzuatın emredici hükümlerine uyulmakla kalmayıp ürünlerin etiketlerinde ve web sitesinde yöre ve içerik bilgisi eksiksiz bir şekilde yer alıyor.

Geleneksel Pazar’ın temel amacı; çevreyi ve insan sağlığını korumak. Bu çerçevede bütün ülke taranıyor, geleneksel üretim teşvik ediliyor, ürünler gerçek değerinden alınarak küçük ve yerel üreticilerin de ayakta kalarak üretim yapmaları sağlanıyor.

 

Hedefleriniz nelerdir?

Hedeflerimizin öncelikli olanı, bahsetmeye çalıştığımız özellikleri taşıyan ürünlerin çeşitliliğini arttırıp üretim kapasitesini yükseltmek. Şimdilik ürünlerimizin bitebiliyor olması ile övünsek de, her çeşit ürünü tedarik edememiş olmakla gurur duysak da bu üretim ve talep kültürünün yaygınlaşması ve kapasitenin artması hedefimizdir. Müşteri bulma noktasında hiç bir zaman hiç bir ülkede problem yaşanacağını düşünmüyoruz. İkinci önemli hedefimiz ise bir ailenin gereksinim duyacağı tüm ürünleri sağlayabiliyor olmak… Müşterilerimizin bizden sağlıklı ve gerçek ürünleri alıp kullanıyorken endüstriyel ürün tüketimine de devam etmesini arzu etmiyoruz.

İnternet üzerinden çok iyi bir satışımız var. Mağazamızda perakende olarak başlangıç aşaması için iyi bir durumdayız. Şu anda tek mağazamız var. Tedarikçi sayımızı artırma peşindeyiz. Biz gerçek gıda bulacağız, gerçek olduğuna emin olacağız, sizin de emin olmanız için analizlerini yapacağız ve mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırmaya çalışacağız.

İlerleyen dönemlerde şube sayımızı arttırmayı planlıyoruz. Bu projenin Türkiye sınırlarını da aşacağı kanaatindeyiz. Bütün ülkelerde nitelikli beslenmeye bir yöneliş var. Yakın gelecekte yurtdışına konseptimizle beraber ürün ihraç eden bir firma olma gayretindeyiz.

 

Her çeşit ürünü tedarik edememiş olmakla da mı övünüyorsunuz? :) 

Evet! Getirdiğimiz anda sadece hâlihazırdaki müşterilerimizin bir anda tüketebileceği peynir ve sucuk gibi ürünleri bulamamış olmaktan da gurur duyuyoruz. Çünkü herhangi bir endüstriyel ürünü raflarımıza ve sitemize koymuş olsaydık ciddi anlamda satış yapabilirdik. Fakat uzun vadede zarar vermiş ve konseptimizle çelişmiş olurduk. 

 

Ürünleriniz pahalı olmalı diye düşünüyorum. Pahalı mısınız? 

Piyasadaki nitelikli olduğu düşünülen ürünlerle kıyaslandığımızda kesinlikle fiyatlarımızın daha makul olduğunu söyleyebiliriz. Hem nitelikli ve hem de sertifikalı olan ürünlerimiz elbette konvansiyonel ürünlerle karşılaştırılmamalıdır. Ama konvansiyonel (endüstriyel) ürünler de tek fiyat değil ki. Bir ürün bir mağazada çok uygun fiyata satılırken başka mağazalarda daha yüksek fiyattan pekâlâ satılabiliyor. Tahmin edersiniz ki piyasanın da nabzını tutuyoruz. Bazı ürünlerde endüstriyel ürün fiyatlarını bile rahatlıkla sağlayabiliyoruz. Endüstriyel şeker (bildiğimiz toz şeker) kullanmadan helva veya lokum yapmanın ne kadar zor olduğunu bilseydiniz, cam ambalajlardaki ürünlerin kargoda zarar görmemesi için nasıl özen gösterdiğimize şahit olsaydınız fiyatlar ve katlanılan ekstra iş yükü konusunda bize hak verirdiniz.Biraz da bizim benzerimiz olan yapılanmalar, çok ucuza üretilen ürünlerin çok pahalıya satılmasının önüne geçiyor denebilir. Yani çoğalmamız lazım.

 

cocukaile.net
 
 

Bir Cevap Yazın