Bu pazarda Anadolu var!

Bu pazarda Anadolu var!



Farklı işleri olan beş girişimci bir araya geldi ve Geleneksel Pazar’ı kurdu. ‘Geleneksel Pazar İyi Gelecek’ sloganıyla yola çıkan beş ortak, Anadolu’yu karış karış gezip organik üstü ‘en gerçek’ ürünleri tüketiciyle buluşturuyor.

 

ARZU AKYOL
arzu.akyol@aksam.com.tr

Büyük şehirlerde hatta yavaş yavaş köylerimizde bile sağlıklı gıda bulmak zorlaşıyor. Yiyeceklerin neredeyse tümü çeşitli fabrika işlemlerinden geçiyor, içine kimyasal maddeler ekleniyor. Bu da bizi hasta ediyor. İşte bu gidişe dur demek isteyen ve her biri farklı işler yapan beş girişimci bir araya geldi ve Geleneksel Pazar’ı kurdu. Mehmet Karaca, Mehmet Şensoy, Derya Demir, Rauf Baysal ve Cihat Seçgin’den oluşan bu grup aslında önce kendi gıda ihtiyacını karşılamak için çıktı yola. Baktılar ki bu alanda büyük bir ihtiyaç var, işi ticarete dökmeye karar verdiler. Ama bu bildiğiniz kâr odaklı bir ticaret değil. Tedarikten ürün analizine, ambalajlamadan tüketiciye ulaştırmaya kadar her aşamada ‘gerçek gıda’ satmanın getirdiği bütün ekstra maliyetleri göze alarak yapıyorlar bu işi. Ama yine de hallerinden memnunlar. Karış karış gezip Anadolu’nun en gerçek ürünlerini topluyorlar. Bugün, Fatih’te hizmet veren bir perakende satış mağazasına ve Türkiye’nin 81 iline gönderim yapabilen gerçek bir e-ticaret yapılanmasına sahip olan Geleneksel Pazar her geçen gün daha da büyüyor. Geleneksel Pazar Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Seçgin’le geleneksel Pazar projesini ve hedeflerini konuştuk.

 

100 YIL ÖNCE NE YEDİĞİMİZİ BİLİYORDUK

İnsanlar 100 yıl önce ne yediklerini biliyorlardı. Bir gıda en fazla tozlu ya da çürümüş olabilirdi. Başka bir risk yoktu. Daha fazla kazanmak isteyen tüccarların elinde ürüne müdahale edilmemişti. Ama bugün iş gerçekten vahim boyutlarda ve sağlıklı gıda bulmak gerçekten çok zor. Dolayısıyla biz bu işi sadece ticaret olarak değil bir sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Ürünlerimiz organik ötesi, ‘Gerçek Gıda’… Mesela önünüzdeki adaçayı bir dağ bitkisidir ve hiçbir işlemden geçmemiştir, ömrü de bir hafta bilemediniz bir aydır. Rakiplerimiz bunu poşetleyip radyoaktif ışınlamadan geçirdiği için ömrü 2 yıla uzuyor ama çay ve baharat grubunda kullanılan ışınlamanın o kadar çok riski var ki anlatamam. Hatta bunun ileride yasaklanabilecek bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Biz plastik ambalaj, poşet kullanmıyoruz.
Bunun dezavantajlarını da yaşıyoruz. Hem maliyeti hem de iş yükünü artırıyor ama kesinlikle değiyor.

 

ÜRÜNLERİMİZ ORGANİK ÖTESİ

Geleneksel Gıda’yı kuralı aylar geçti ama hâlâ biz hâlâ et ürünleri, sucuk ürünleri satamıyoruz. Çünkü hâlâ standartlarımıza uyan ürünü bulamadık. Bulacağımıza inanıyoruz. Tavukta umudumuz yok ama. Hâlbuki size güvenen insanlara kamyon kamyon satabilirsiniz isteseniz ama biz bunu yapmayacağız.  Süt ürünleri için de aynı şey geçerli. Hayvanlarını dağda bayırda otlatan çok az insan var. Hayvanlar da zaten genetiğiyle oynanmış süt hayvanları. Ortalama bir inek 5 kilo süt veriyorsa bir montofon ineği 40 kilo süt verebiliyor. Bu ürünlerin hepsinde GDO konusunda ciddi kaygımız var.

 

ANALİZ OLMAZSA OLMAZIMIZ

Ticaret yapmaya başlamadan önce kendimiz için alırken güven yeterli oluyordu. Fakat ticarete girdikten sonra müşteriye “Biz bu adamı tanıyoruz ve güveniyoruz. Siz de güvenebilirsiniz” söylemiyle satamazsınız. Ürünün analizinin ve sertifikasının olması lazım. En büyük avantajımız üniversitelerimizin çok güzel laboratuvarları var. Türkiye Akreditasyon Kurumu bunları akredite ediyor ve denetimden geçtikten sonra çeşitli alanlarda gıda analizi yapabiliyorlar. Bu sistem şu anda aktif olarak kullanılmasa da ülkemizde mevcut. Biz bu sistemi aktif olarak kullanıyoruz. Analizler bizim olmazsa olmazımız. Üretici olarak çoğu kişinin kaçındığı bir maliyetin altına da buradan giriyoruz. Ticaretin bize bu anlamda faydası oldu. Analizin ne kadar önemli olduğunu ve Türkiye’de nasıl atlandığını gördük.

 

ANADOLU’YU KARIŞ KARIŞ GEZİYORUZ

Ürünleri tedarik etmek için Anadolu’ya çıkıp dolaşıyoruz. Yaklaşık bir ay önce Yalova’ya gittik. Oradaki zeytinyağı üreticisi “Aramayın, ilaçsız ürün bulamazsınız” dedi. Buna inanmış. Ama bulduk. Mersin’in Mut ilçesinde. Tamamıyla ilaçlanmamış bir zeytinden yapılıyor. Durmadan geziyoruz. Fındığımız Ordu’dan geldi. İlaçlanmamış fındık bulmak da çok zor. Tuzu Çankırı’dan alıyoruz. Kuru üzümümüz Konya’nın Keçimen üzümü. Tescil altına alınmaya çalışılan bir üzüm cinsi. Su bile verilemeden üretilir. Şekersiz helvamız var. İçinde sadece tahin ve pekmez var. Süt ürünü olarak çökelek ve tereyağ var. Et ürünü de kesinlikle bulacağız. Böyle 50’ye yakın ürün cinsimiz var. Kişisel bakımla alakalı güzel çalışmalarımız olacak. Yenilebilir içilebilir bakım ürünleri planlamamız var. Tekstil çalışmalarımız var.

 

ORGANİK DEĞİL GERÇEK GIDA

Biz ürünlerimizi organik olarak nitelendirmiyoruz. Bunlar geleneksel ve analizli ürünler. Biz bunlara ‘Gerçek gıda’ diyoruz. Şu anda internet üzerinden çok iyi bir satışımız var. Mağazamızda perakende olarak başlangıç aşaması için iyi bir durumdayız. Şu anda tek mağazamız var. Tedarikçi sayımızı artırma peşindeyiz. Biz gerçek gıda bulacağız. Gerçek olduğuna emin olacağız. Sizin de emin olmanız için analizlerini yapacağız. Ve mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırmaya çalışacağız. İnşallah ilerleyen dönemlerde şubelerimizi buna göre çoğaltacağız. Bu iş Türkiye’yle sınırlı kalmayacak. Bütün ülkelerde nitelikli beslenmeye bir yöneliş var. Yakın gelecekte yurtdışına konseptimizle beraber ürün ihraç eden bir firma olma gayretindeyiz.

 

GELENEKSEL PAZAR’I FARKLI KILAN KRİTERLER…

- Hibrit ve GDO yok!
- Tarım kimyasalı yok! 
- Zararlı endüstriyel işlem yok! 
- Katkı maddesi yok! 
- Sağlıksız ambalaj yok! 
- Laboratuvar analizleri var! 

Akşam Gazetesi
 
 

Bir Cevap Yazın